Tektaş ile evlenme teklifi etmek: Romantizm mi yoksa kandırmaca mı?

tektaş yüzük

Çok önemli bir davete katıldığınızı düşünün. Hazırlanması birkaç gün önceden başlayacaktır ve nihayetinde o önemsediğiniz etkinliğe katıldığınızda “özel” görünmek içindir tüm bu çaba. Fakat o da ne! Ofisinizde çapraz masanızda oturan Burcu (veya çok çok uzaktan kuzeniniz de olabilir) da gelmiş ve üstelik aynı elbiseden giymiş! Hatta Burcu’ya daha mı çok yakışmış yoksa? İşte o an başınızdan aşağı kaynar sular döküldüğünü görür gibiyiz. Pek çok kişinin (özellikle de kadınların) kabusudur tabir-i caizse pişti olmak.

Kıyafetlerimizde ve ayakkabımızda pişti olmaya bu kadar tahammül edemezken evlilik yüzüklerinde pişti olmak ise son derece trend bir durum. Çünkü tektaşı kim sevmez ki? Artık neredeyse her evli kadının parmağında bir tektaş görüyoruz. “Bakın ben evliyim” demenin kısa yolu olduğu için mi seviliyor, “Ben de filmlerdeki gibi bir teklif aldım, biz aslında çok romantiğiz” demek için mi bilemiyoruz. Ama parmağında gözümüzü kör eden yüzüklerle gezen kadınlar ve onların yanlarında gururla yürüyen adamların sayılarının giderek arttığı bir gerçek. Erkekler içinse “Bu kafam kadar taşı ben aldım evet, çünkü zenginim” demenin de başka bir yolu olsa gerek bu. Aynı renk ve model elbise giydiğinde pişti krizlerine giren kadınların parmaklarında aynı yüzükleri gördüğünde sorun etmemeleri ise ayrı bir konu.

De Beers ve N.W. Ayer işbirliği

tektaş evlilik
“2 aylık bir maaş müstakbel Bayan Smith’e geleceğin nasıl olacağını gösterdi” diyerek zenginlik ve şaaşa vurgusu yapılmış.

Bu konuda fazla acımasız olmamak gerek belki de. Sonuçta zevk meselesi. Ama kardeşim hepinizin mi zevkleri aynı? Yok mu başka bir seçeneğiniz? Hatrı sayılır bir tektaşa ödenen ücretle daha kendinize özgü, daha sizi yansıtan ama bas bas bağırıp elalemin gözünü yormayan bir hediye yaptıramadın mı evlenme teklifi etmek için?

Suç sende de değil aslında, “Pırlanta aşktır”, “Pırlanta hayatınızı değiştirir” diye her gün seni işleyen reklamlarda. Birbirine söylenen en güzel sevgi sözcüklerinden biri olan “Sensiz olmaz”ı seçip “Zensiz olmaz” diye kafamıza vuran reklam filmlerinde ve tabii ki mücevher endüstrisinde. Yıllar önce gerçekleşen bir manipülasyon kampanyasının bir parçası olarak başlayan bu tektaş tutkusunu İngiliz firması de Beers’in pırlanta işini canlandırmak için çaba göstermesine de bağlayabiliriz.

De Beers 1938 senesinde N.W. Ayer isimli reklamcılık şirketiyle anlaşarak Amerikan pazarına girmeye ve orada insanlara bu pahalı taşı satmaya karar vermişti. Bir sene boyunca detaylı anket ve çalışmalar yaparak Amerikalıların elmasa bakışını analiz ettiler öncelikle. Daha sonra o kadar parayı küçük bir taşa yatırmayı mantıklı bulmayan Amerikalıları ikna etmenin bir yolunu aradılar. Bunun için de romantizm, duygusallık, sadakat barındıran bir yol denediler o da aşk ve evlilik oldu.

de beers
De Beers’ın 1938 yılında yaptığı bu reklamda “Pırlanta sonsuzdur” sloganı kullanılarak muhtemelen ‘Paranızı boşa harcamıyorsunuz’ mesajı verilmek isteniyor.

Bunun üzerine reklam ajansı N. W. Ayer çok satan gazetelerde ünlülerin sevgililerine evlilik teklif ederlerken aldıkları elmasları ve bu elmasların ne kadar değerli şeyler olduğunu konu alan yazılar yayınlatmaya başladı. Bir anda tüm Amerika’da elmas ve aşkın aynı anlama geldiğini anlatan romanlar, tiyatro oyunları ve sinema filmleri türedi. Hepsinde erkekler aşkını ilan etmek için sevgilisine elmas yüzük alıyor ve kadınlar da çok mutlu oluyordu. Bunları yaparken de asla şirket ismi kullanılmıyor, reklam olduğu vurgusu yapılmıyordu. Böylece elmasın aşkın bir göstergesi haline gelmesi De Beers firması ve N.W. Ayer reklam ajansının ortak çabalarıyla başlamış oldu.

Dört sene sonunda ise yani 1938-1941 seneleri arasında Amerikada elmas ama özellikle tek taş yüzük satışları %55 oranında artış göstermişti. İşte propagandanın gücü!

Pırlantasız evlenilmeyeceğine ikna olduğumuz bu günlerde belki de durup bize dayatılan bu klişeden az da olsa uzaklaşmak isteyebiliriz artık. Daha farklı bir jest, başka bir hediye, anısı olan herhangi bir şey… Hadi yaratıcı olalım. Bu evlilik de, aşk da bize ait başkalarına değil. Onu kimseyle paylaşmayıp bize özel, biricik yapmak için uğraşalım hayatımızın geri kalanında. Ha bir de evlenme teklifi ederken dizlerimiz üzerine çökmeyelim.

İlginizi çekebilir

Facebook yorumları

yorum

Beste Sezen Ateşpare

Okur, yazar, gezer