Orhan Veli’nin gizemli aşkına yazdığı hasret ve keder kokan 14 mektup

Hiçbirine bağlanmadım Ona bağlandığım kadar. Sade kadın değil, insan. Ne kibarlık budalası, Ne malde mülkte gözü var. Hür olsak der, Eşit olsak der. İnsanları sevmesini bilir Yaşamayı sevdiği kadar. Orhan Veli’nin ölümünden sonra diş fırçasına sarılı bir şekilde bulunan Aşk Resmigeçiti isimli tamamlanmamış bu şiirinde bahsettiği kadının kim olduğu bilinmez. Lakin hakkında yapılmış gerçekçi tahminler vardır.…

Devamını oku

Hasretinden kartpostallar eskittim

Özlem: ‘Bir kimseyi veya bir şeyi görme, kavuşma isteği, hasret, tahassür.’ Vuslat: ‘Sevgiliye kavuşma.’ Yok, bugün doğan kız çocukları için isim önerileri değil bunlar. Sadece itibarını yitirmiş duygular. Artık pek esamisi okunmayan ruh halleri. Nedeni muhtelif. Başsorumlusu elbette ‘uzakları yakın eden’ teknoloji. İmkân varken kullanılsın ama iletişim bazı değerleri ‘taca çıkarıyor’. Akla gelen örneklerden birisi…

Devamını oku

‘Sevmek yaşamakla eşdeğer oluyor gitgide’

Türk edebiyatından naif cümleleri, kadınsı duyarlılığı ve keskin dili ile bir Sevgi Soysal geçti. Tutkulu Perçem, Tante Rosa, Yürümek, Yenişehir'de Bir Öğle Vakti gibi eserlerin sahibi Soysal, bundan tam 40 yıl önce 40 yaşında kanserden ölmüştü. 12 Mart döneminde kitapları toplatılan ve hapse atılan Soysal'ın, hapishanede evlendiği eşi Mümtaz Soysal'a yazdığı mektuplarsa kardeşi Funda Soysal'ın izniyle…

Devamını oku

İnternette okuduğunuz her şeye inanmayınız: Kadın dediğin

Adeta kadın-erkek ilişkilerinin Magna Carta’sıymış edasıyla kenar süslü Youtube videolarında, uzayıp giden kadın forumlarında ha babam paylaşılıp durulan ‘Kadın Dediğin’ adlı yazı, her bir paylaşımda Can Dündar’ın ününe ün katarken bir kısım insanın alkışına (Ayyy ne güzel yazmış bak vallahi!), bir kısım insanın taşına (Karısını aldatırken nerdeymiş aklı?) hedef oluyor.  Bir ihtimal, vaktiyle ‘Adamın Hası’…

Devamını oku

Neslimizi devam ettirmek için kokluyoruz!

Birgün bir yerde aniden karşınıza çıkan bir koku, unuttuğunuzu sandığınız bir hatıranızı getirir aklınıza. Çok eskilerde kalma bir yer, uzun zamandır görmediğiniz bir dost ya da çocukluğunuzda yemeye doyamadığınız o yemekler taptaze bir şekilde belirir zihninizde. Nereden geldiğini anlayamadığınız anılar ortalığa dökülmeye başlar. Aynı Marcel Proust’un başına geldiği gibi.  Proust bir gün annesinin ona hazırladığı…

Devamını oku

‘Orgazm taklidi yapmak, sahte öpüşmekten daha kolaydır’

Rick, Ilsa için bir kadeh şampanya doldurmaktadır. Piyanist Sam arka planda yavaş yavaş o şarkıyı çalar: A Kiss is just a kiss (Bir öpücük sadece bir öpücüktür.) Rick kadehini kaldırır belki de filme damgasını vuran ünlü sözünü söyler: “Kadehimi sana bakabilmenin şerefine kaldırıyorum, çocuk”. Rick ve Ilsa öpüşürler. O esnada, bizim kulaklarımızda piyanist Sam’in çaldığı…

Devamını oku

‘Yün çilesinden sıcacık bir kazak çıkarmak’ gibi bir evlilik: İhsan’la Münevver’in ölümsüz aşkı

1966, Ankara doğumlu iş kadını ve yazar Bige Güven Kızılay, ‘Kehribar Zamanında Aşk’ romanında anneanne ve dedesinin hikayesini anlatıyor. Tatmadığımız halde özlemini duyduğumuz cins aşkların yaşandığı bir dönemin kahramanları olan İhsan ve Münevver 1930’ların Ankara’sında görücü usulü evleniyorlar. Görücü usulü evlilik ve aşk tabirleri iki farklı dünyaya ait gibi gözükse de, sırılsıklam aşık oluyorlar birbirlerine.…

Devamını oku

Aşık olunabilecek bir erkeğin özellikleri

Bilmem sizi de benim kadar etkiler mi ressamların, yazarların, şairlerin dostlukları, aşk ilişkileri. Aynı bizim gibi, birlikte yiyip içen, gülen oynayan, aşık olan, çocuk doğuran faniler onlar da. Ama işte, hayal edin ki, en iyi arkadaşlarınız Nazım Hikmet, Avni Arbaş ve Abidin Dino. Birinin fırça darbesiyle yaptığına öbürü daktiloyla cevap verdikçe, dünyanın en güzel eserleri…

Devamını oku