Neslimizi devam ettirmek için kokluyoruz!

smell

Birgün bir yerde aniden karşınıza çıkan bir koku, unuttuğunuzu sandığınız bir hatıranızı getirir aklınıza. Çok eskilerde kalma bir yer, uzun zamandır görmediğiniz bir dost ya da çocukluğunuzda yemeye doyamadığınız o yemekler taptaze bir şekilde belirir zihninizde. Nereden geldiğini anlayamadığınız anılar ortalığa dökülmeye başlar. Aynı Marcel Proust’un başına geldiği gibi.  Proust bir gün annesinin ona hazırladığı ıhlamur çayı ve yanındaki madeleine kekinin tadına bakar. Keki çaya batırdığı anda çay ve kekin ortaya çıkardığı koku onu geçmişinde bir yolculuğa çıkarır. Un, şeker, tereyağı, ıhlamur kokuları onu bir anda halasının yanına götürür. Geçmişte de halasının ona sık sık aynı ikramlarda bulunduğu çocukluk yılları belirir zihninde. Bu duygular onu öylesine etkiler ki, kağıdı alıp yazmaya başlar. İşte Marcel Proust’un önemli eseri Kayıp Zamanın İzinde bu şekilde ortaya çıkar. Bundan böyle de bu yolla hatırlanan anılara koku dünyasında Proust Fenomeni denilmeye başlar.

Bu ve bunun gibi pek çok ilginç örnek ve hikâye yer alıyor Kokular Kitabı’nda. Profesyonel bağımsız parfümörlüğü yapan ve bu konuda pek çok makale yayımlayan Vedat Ozan, bu kitabında kokuyu kültürel, tarihi, psikolojik, mitolojik ve daha birçok boyutta ele alıyor.

Ter kokusu
Koku deyince hayatımızın olmazsa olmaz olaylarını ele alarak anlatmaya başlıyor Ozan. Günlük hayattan bazı kesitleri hiçbilmediğimiz yönleriyle açıklıyor. Bunların başında da yaz aylarının olmazsa olmazı, toplu taşımaların, asansörlerin ve diğer kapalı alanların kâbusu ter kokusu geliyor.

Kitapta yer alan bilgilere göre, vücudumuzdaki kokular büyük ölçüde apokrin bezelerinin faaliyete girmesiyle oluşuyor. Bu bezeler de en fazla koltukaltlarında ve genital bölgelerde bulunuyor. Apokrin bezesinin sayısı ise kişiden kişiye değişiyor. Örneğin, Asyalıların vücutlarında apokrin bezeleri, Afrikalılara göre daha az. Dolayısıyla Asyalı insanlarda ter kokmak çok istisnai bir durum ve bu, kabul edilebilecek bir davranış değil. Mesela Japonya’da ter kokmak ordudan ihraç edilmeye neden olabilecek bir sebep. Yalnızca ter kokusu da değil, bu tarz hiçbir kokuya hoşgörü yok. Yaşlı insanlarda karşılaşılan “yaşlılık kokusu” diyebileceğimiz kokular da Japon toplumunda negatif bir etki yaratabilir.  Bu örnekler sizi şaşırttıysa, bambaşka bir örnek daha geliyor: Yeni Gineli bir kabilede vücut kokusu çok önemli. Bir dostunuzla vedalaşmak, elinizi onun koltukaltına sokup ovuşturmak şeklinde yapılıyor. Bu şekilde dostunuza “giderken kokunu da yanımda götürüyorum” mesajı veriyorsunuz.

Vücut kokusu deyince kitapta dikkat çeken bir başka meseleye daha değinmek gerek. O da, doğada doğurgan olan dişilerin çiftleşmek ve üremek için erkeği kokularından seçmeleri. Vedat Ozan’a göre, doğada doğurgan olan seçici olandır ve dolayısıyla çiftleşeceği kişiyi de o belirler. Yani doğuran özne kadın olduğu için neslini devam ettireceği erkeği o belirliyor aslında. Bunu yaparken bilinçli olmadan dikkat ettiği bir kriter var. Kadın, kendi bağışıklık sistemine en uzak kişiyi seçiyor ki, iki farklı sistem birleştiğinde kendinden sonraki nesillerinki daha sağlıklı olsun. Bağışıklık sisteminin kodları ise kişinin koku tipinde yani odortype’da bulunuyor. Kadın neslini devam ettirmek istediği erkeği, bilinçdışında aslında kokusu sayesinde seçmiş oluyor. Tabii burda söz konusu olan her türlü dış etkenlerden arınmış, parfümlerin, kokulu sabunların kullanılmadığı bir yaşam. Günlük hayatta her an karşınıza çıkan, yaşadığınız, koklamaya maruz kaldığınız pek çok duruma açıklama getiriyor Vedat Ozan. Özellikle bilinçdışı gerçekleşen olaylar hakkında anlattıkları epey ilgi çekici. Dikkat etmeden yaptığımız seçimlerimizin ya da maruz kaldığımız her şeyin kokularla bağlantısını öğrenmek sizi hem şaşırtacak hem de daha da meraklanmanızı sağlayacak. Kokular Kitabı’nı okuyup beğenenlere ise müjdeli bir haber: Serinin yayımlanması beklenen üç cildi daha var!

KOKULAR KİTABI
Vedat Ozan
Everest Yayınları
2015, 390 sayfa, 29 TL.

Facebook yorumları

yorum

Beste Sezen Ateşpare

Okur, yazar, gezer