Gelin saçı ve makyajını bir bilene sorduk: Trendler ve tavsiyeler

Gülizar Boyacı

Düğün günü yaklaştıkça gelin adayları için saç ve makyaj gibi detaylar önem kazanmaya başlıyor. Bu konuda henüz karar vermemiş olanlar, ne istediğinden emin olamayanlar için kuaför Gülizar Boyacı ile gerçekleştirdiğimiz röportaj ilham verici olabilir.

Kaç yıldır bu mesleği yapıyorsunuz?

26 yıldır bu işi yapıyorum. Çocukken de bu işleri severdim aslında ama kuaförlük düşündüğüm bir iş değildi. Liseden sonra üniversiteyi kazanamayınca o sene meslek edindirme kursları açtılar. Bunların içinde kuaförlük de vardı. “Ben kuaför olmak istiyorum” deyip öyle başladım. Okul bitince de çalışmaya başladım. Çalışırken pek çok şey öğreniyorsun zaten, herhalde 26 yıldır hâlâ eğitim alıyorumdur.

Bu alanda aldığınız çeşitli eğitimler ve sertifikalar var, değil mi?

Evet, çok fazla var. Her sene her şey değişiyor, bu işin bir sınırı da yok zaten. Çok küçücük bir hareket bir saçta pek çok şeyi değiştiriyor. Makası yan çevirip kesmen bile fark ediyor. Aldığım pek çok eğitim arasında bana en çok katkı sağlayan toplam görünüm uzmanlığı oldu: Vizajizm. İnsan biyolojisini ve kişiliğini hesaplayarak, yüzüne, karakterine, saçının yapısına en uygun olana göre yapılan bir çalışma. Bana göre bu meslekte kişilik çok önemli. Yani kişinin kendi düşünce yapısına, yaşam biçimine, hayat tarzına göre yapılan değerlendirmeler. Bu da çok iyi bir danışmanlıktan geçiyor. Yani o kişi saçını gece mi yıkıyor sabah mı; saçını toplamak mı istiyor açık mı kullanıyor vs tüm bunları içine alan bir şey toplam görünüm. Şimdi bu kapıdan müşteri girdiği anda, onun yürüyüşünden, etrafa bakışından, çantasını neresinde taşıdığından, taktığı takıya kadar aslında o kişiyle ilgili bir fikir sahibi oluyorsun. O zaman ne oluyor, karşındaki kişiyi anladığın zaman yaptığın iş onu daha tatmin ediyor. Bana göre kuaförlük sadece bir saç işi olamaz zaten.

Saç öyle bir şey ki radikal değişikliklere çok açık… Böyle ciddi ve ani değişikliklerden memnun kalınıyor mu genelde?

Riskli tabii. Mesela uzun yıllardır tanıdığım bir müşterimse, müdahale ediyorum bu tip kararlara. O saçlar sadece o kişiye ait değil bize de ait. Dolayısıyla o süreci bildiğim için ona tabii ki birtakım sorular soruyorum. Eğer anlık bir kararsa bu onu tabii ki durduruyorum. Uzun saçı çok seven birisi bir anda gelip kısa saç istiyorsa, “Neden?” diyorum. Ama kişi, mesela uzun zamandır istiyordur, cesaret edemiyordur o zaman da ben cesaretlendiriyorum. Bu şekilde gelip sorgulanmadan kendinde büyük değişiklikler yapan kadınlar, o sorunlar bittiğinde pişman oluyor. O yüzden de buna dikkat ediyoruz ama bazen de yapıyoruz. “Ben istiyorum” diyor sonuçta.

Öyle bir mesleğiniz var ki, buraya gelen bütün kadınların özel hayatlarına dâhil oluyorsunuz. En özel durumlardan biri de evlilik süreci. Siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evlilik çok özel bir şey. Herkes o süreçte çok güzel olmak istiyor. Bunu isterken de çok heyecanlanıyor, panik oluyor, endişeli oluyor, çok kararlı ve de çok kararsız oluyor. O bir tek gün olduğu için hepsini aynı anda yapmak isteyenler de oluyor. Bazısı gerçekten ne istediğini bilerek geliyor. Bazısı bizim fikrimize çok önem veriyor. Çünkü o kadar çok gelin saçı yapıyoruz ki, tavsiye verebiliyoruz. Kendisini görmek istediği şeyle onun yüzü, saçı uygun mu mesela? O istiyor olabilir ama uygun değilse o zaman başka bir şeye çeviriyoruz.

Bu noktada nasıl bir yönlendirme yapmak lazım?

Deniyoruz. “Gel bir bakalım. Sen de gör, ben de bir göreyim” deyip deneme yapıyoruz. Genel olarak bu noktada gelinlerde 1 ay öncesinde bir prova yapıyoruz. Gelinlik modeline bakıyoruz, beğendiği modellere bakıyoruz. Bir gelinin bana gösterdiği 3 tane fotoğrafla ben onun kendisini nasıl görmek istediğinin analizini yapabiliyorum. O istediği modellerle gelinliği, duvağı, tacı uygun mu? Onu istiyor ama aldığı duvak hiç uygun olmayabilir. O zaman da anlatıyoruz durumu. Bütün bunlar bir ön hazırlık aşaması. 1 hafta kala da tekrar bir araya geliyoruz. Makyajı, duvağı, çiçeği vs hepsinin değerlendirmesini yapıyoruz. Hepsinden önce mekân ve düğünde kaç kişi olacağı çok önemli. Genel olarak kişi kendini nasıl hissetmek istiyor? Çünkü biri masum görünmek istiyor, bir diğeri eğlenceli, başkası da çekici. Bir saçı tasarlarken kadının nasıl görünmek istediği çok önemli. Oradaki onun ruh hali de yine saçını yaparken önemli oluyor.

Peki geçen yazı/düğünleri düşünürsek nasıl bir eğilim oldu gelin saçı veya makyajında?

Bence bu konuda moda diye bir şey yok aslında. Her gelin kendine özel. Fakat ben bir kuaför olarak gelinlere topuzu yakıştırıyorum.

Gösterişli bir model mi yoksa daha sade mi?

İşte bu da yine karşımdakiyle ve mekânla ilgili. Bir kır düğününe çok klasik bir topuz yapamazsın. Daha salaş, daha doğal, çiçeklerin olduğu, biraz daha masum saçlar tercih edilebilir. Zaten kır düğünü tercih etmiş birinin saç tercihi de doğaldan yana oluyor. Bu anlamda ben şimdi bir kır düğününde olan saçla bir otelin düğününe aynı saçı yapamam. O vakit de moda diye bir şey kalmıyor. Ruh hali, seçtiği gelinlik, tercihleri vs ya da yüzü çok büyük birisine çok kabarık bir saç olmayabilir ama yapışık bir model de olmaz. Ya da küçük yüzlü birine ensede duvak takılmasını tavsiye etmiyorum mesela.

Düğünden hemen önce saçlarda radikal bir değişiklik yapılmasını öneriyor musunuz?

Ben her türlü özel günden hemen önce radikal değişiklikler yapılmasını önermiyorum. Çok istiyorsa önceden yapılıp ona alışılması gerekiyor. Her gelin düğünde çok güzel ve değişik olmak istiyor fakat gelinlik giyen herkes zaten çok özel ve değişik. Gelin yani! Ben 26 yıldır bu mesleği yapıyorum ve gelinlik giyen hiçbir kadının çirkin olduğuna inanmıyorum.

Gelinlerle yaşadığınız değişik bir anınız oldu mu bu bağlamda?

Az önce de dediğim gibi, bazısı o özel günde çok farklı olmak için her şeyi aynı anda istiyor. Öyle bir geline şahit olmuştum. 3-4 şeyi aynı anda istiyor illa ki. Ama onunla 3 kere konuştum fikrini değiştirmek için ama yine de yaptım. Ben çok mutsuz oldum, o mutluydu ama. Bunun dışında her gelinle beraber o heyecanı ben de hissediyorum ve bunu hissettiğimde mesleğimi daha çok seviyorum. Çünkü aslında hiçbir zaman aynı şeyi yapmıyoruz. Elimizin altındaki her şey değişiyor, çünkü insanla çalışıyoruz. Bu da beni heyecanlı tutuyor, bakış açımı genişletiyor.

Direkt olarak siz yapmasanız da makyajla da ilgileniyorsunuz sanırım. Bu konuda önerileriniz ne?

Ben bir gelinin makyajla çok çok fazla değişmesinden yana değilim. Zaten gelinlik giyerek bambaşka birisi oluyor bir de makyajla kendi kimliği dışına çıkmamalı. Onun yüzüne yakışan, duru, sade, gelinliğiyle ve her şeyiyle bütünleşecek bir makyaj olmalı. Varsa yüzünde kapatılması gereken, saklanması gereken alanlar, gölgeyle, makyaj hilesiyle saklanması evet. Çünkü fotoğraf çekiliyor ve o fotoğraflara da hayat boyunca bakılıyor.

Gelin adaylarına ne gibi önerileriniz var peki?

Heyecanlı olsunlar ama panik yapmasınlar. Heyecan çok güzel bir şey. Çok iyi araştırsınlar. Gerçekten onları doğru anlayacak kişiye gitsinler. Araştırmalarını çok geç vakte bırakmasınlar. Randevularını önceden alsınlar. Öyle olursa biz de daha rahat hareket ediyoruz, onlar da daha rahat oluyor. Bir de internetten modellere bakarken, sadece topuz modeli beğenmesinler. Duvak da takılı olan bir model beğensinler. Yani o topuz takacakları duvağa uygun mu değil mi, bu çok önemli.

Son olarak, Aşk dediğin sizce nedir?

Çok zor oldu bu (gülüşmeler). Yıllar önce bir yerde okumuştum, “Aşksız geçen bir hayat, boşa geçen bir hayattır” diye. Kimse aşksız geçirmesin hayatını.

Facebook yorumları

yorum

Beste Sezen Ateşpare

Okur, yazar, gezer