Hitler’le ölüme giden kadın

30 Nisan 1945 tarihinde, Berlin’deki Başbakanlık binasına Sovyet askerlerinin girmesine ramak kalmıştı. Sovyet askerlerinin eline düşmeyi göze alamayan Adolf Hitler, ölümünü kendi elleriyle getirdi. Hidrosiyanik asit kapsülünü ısırıp o esnada şakağına bir kurşun sıktı. Talimatları da önceden vermişti. Yıllardır Hitler’in şoförlüğünü yapan Kempka, yaveri Otto Günsche ve özel sekreteri Martin Bormann hemen ardından sığınağa girip Hitler’in cesedini dışarı taşıdılar. Cesedi kumların üzerine bırakıp onu son kez kendi selamıyla uğurladıktan sonra 200 litre kadar benzini döküp yaktılar. Fakat tüm bunlar olurken Hitler yalnız değildi. Onunla ölüme gitmeyi çok önceden aklına koyan, yıllardır aşkı ve sadakatinden hiç vazgeçmeden Hitler’i destekleyen sevgilisi ve eşi Eva Braun da onunlaydı.

Eva Braun Hitler ile tanıştığında 17 yaşında, iyi eğitim almış bir genç kızdı ve bir fotoğrafevinde çalışıyordu. Çalıştığı dükkânın sahibi Heinrich Hofmann, Adolf Hitler’in özel fotoğrafçısı, aynı zamanda yakın dostuydu. İkilinin bu şekilde başlayan tanışıklığı yıllar içinde tutku ve sadakat dolu bir aşka ve nihayetinde evliliğe dönüştü.

Eva Braun

Münihli genç kız
1929 yılında Münih’te Hoffmann’ın fotoğrafevinde karşılaşan ve 1929-1933 yılları arasında nadiren görüşebilen ikilinin 1933 ile 1935 arasında da ne sıklıkla bir araya geldikleri tam olarak bilinemiyor. Hitler’in yakın arkadaşı Albert Speer’in anlattığına göre, Braun ile Hitler’in ilk yıllarda pek göz önünde olmamaları bilinçli bir tercihti. Çünkü Nasyonal Sosyalizm’de kadına, tüm dünyası kocası, ailesi ve çocuklarından ibaret bir portre çizilirken; Braun buna çok aykırı bir kişilik sergiliyordu. Hiçbir zaman bir ev kadını ve bir anne olmayı hayal etmeyen genç kız, ilişkilerinin bu döneminde basit, mütevazı, hoş ve canlı olarak tasvir ediliyordu. Toplum içinde samimi ilişkilere girmeyen çift, birbirlerine karşı mesafelerini her zaman korumuştu. Bu da, Münihli bu genç kızın o dönemlerde kimileri tarafından mesafeli ve küstah olarak algılanmasına sebebiyet vermişti.

1936’ya kadar korudukları bu mesafe sayesinde Hitler-Braun ilişkisi, yalnızca yakın çevrelerinin bildiği bir sır olarak kalmıştı. Fakat en geç 1935’ten sonra Eva Braun’un Adolf Hitler’in hayatındaki yeri sarsılmaz bir hale gelmişti. Ve bu dönemde, Hitler’e yakın olan Albert Speer, Hermann Göring ve Joseph Goebbels, Braun’a da yakın davranmak zorunda kalmışlardı. 1940’a doğru Eva Braun’un önemi Hitler için iyice arttı. Bunun bilincinde olan Braun da çekingenliğini bir kenara bırakmış, Hitler’in üzerindeki kontrolünü her geçen gün artırmıştı. Masada bir sohbet esnasında, Hitler’in sözünü kesip onu masadan kaldıran tek kişi oydu. Kızgınlığını ve sitemini de alenen belirtmekte pek sakınca görmüyordu. Fakat bu kez de, davranışları onun huysuz ve şımarık olarak algılanmasına yol açtı. Böyle davrandığında kimsenin sevgisini kazanamıyordu.

1944’te Hitler’in sağlığı kötüleşince ablasına yazdığı bir mektupta vasiyetini açıklaması Eva Braun’un Hitler’le ölüme gitmeye çok önceden karar verdiğinin bir göstergesi. “Onu tek başına ölmeye bırakacağımı mı sanıyorsun? Son ana kadar yanında olacağım, bunu çok iyi düşündüm. Kimse beni bundan alıkoyamaz,” demişti. O, kim ne derse desin “Führer’e” gönülden bağlı, âşık bir kadındı. 32 yaşında onun için, kendi ölümünü hazırlıyordu.

Yok edilen mektuplar
Bu gizemli kadını daha iyi tanımak isteyenler için Heike B. Görtemaker’in kaleme aldığı, “Hitler’i Seven Kadın” alt başlığıyla yayımlanan Eva Braun kitabı iyi bir kaynak olacaktır.

Görtemaker Eva Braun’ın biyografisini hazırlarken çeşitli kaynaklardan, farklı görüşlerden yararlanmış. Zira birinci elden kaynak bulmak pek mümkün değil. Çünkü Braun ile Hitler arasında şu zamana kadar bilinen hiçbir kayıt veya mektup bulunamamış. Bu konuda Hitler’in bilhassa dikkatli olduğu biliniyor. Hatta intiharından önce az sayıdaki yazışmalarını yakması için yaverine kesin talimatta bulunmuş. Aynısı Eva Braun da yapmış olmasına rağmen kardeşine yazdığı mektubunda, “Führer’in mektuplarını” ve kendi cevap taslaklarını yakmasını değil; paketleyip gömmesini tembihlemiş. Eva’nın kardeşi Gretl’in bu isteği yerine getirip getirmediği ise bilinemiyor; çünkü bahsi geçen mektuplara hâlâ ulaşılmış değil. Bu nedenle de yazar, diğer tüm araştırmacılar gibi bu ilişkiyi incelerken başka kaynaklara başvurmak zorunda kalmış. Bu yüzden, Hitler’e yakınlığı ile bilinen kişilerin kayıtları, Braun’un tuttuğu yirmi iki sayfalık günlük ve de önceden Braun hakkında hazırlanmış biyografiler baz alınarak hazırlanmış bu çalışma.

Eva Braun: Hitler’i Seven Kadın, yalnızca Braun’un yaşamını anlatmıyor; çiftin arasındaki ilişki ve aşk, onları yakından tanıyanlar tarafından da değerlendiriliyor. Bunun yanı sıra Hitler’in yakın çevresinden pek çok ismin vermiş olduğu açıklamalar da mevcut. Dolayısıyla bu kitap bir aşk hikâyesini anlatırken; öbür taraftan da kaynaklarıyla beraber 1929-1945 yılları arasındaki Almanya’yı, Nazi Partisi’ni ve dönemin politikasını gözler önüne seriyor.

(Bu yazı ilk olarak Radikal Kitap’ta yayımlanmıştır)

RelatedPost

Facebook yorumları

yorum

Beste Sezen Ateşpare

Okur, yazar, gezer