Evlenecek çiftlere tavsiyeler: Düğün fotoğraflarınız nasıl olmalı?

5 yıldır düğün fotoğrafçılığı yapan Serenay Lökçetin yaklaşık gelin ve damatların heyecanlarına ortak oluyor, onların en özel anlarını paylaşıyor. Bu süreçte pek çok farklı çiftle çalışma fırsatı bulup bir sürü farklı deneyimi de oluyor. Serenay’la düğün fotoğrafı çekimlerini, değişen trendleri ve düğün dernek işlerini konuştuk.

Düğün öncesi fotoğraf çekimleri stüdyolardan sokaklara, yeşil alanlara, deniz kenarlarına doğru kaydı. Ne zaman ve nasıl oldu bu değişim? Net bir şey söyleyebilir miyiz?

Bence bu değişimin birçok sebebi var. Öncelikli olarak teknolojinin gelişmesi diyebiliriz. Eskiden bir adet fotoğraf çektirmek çok zahmetli ve kıymetliydi. Makineler ardı ardına fotoğraf çekebilecek teknolojiye sahip değildi. En iyi kıyafetlerinizle, en düzgün duruşunuzla poz vermek zorundaydınız, çünkü çok fazla tekrar hakkınız yoktu. Şimdiyse sevgilinize sarılmış kahkaha atarken 10 fotoğrafınızı çekip, arasından en iyisini seçebilirsiniz.  Tek bir mekâna ve fotoğrafa bağlı kalmak zorunda değiliz. Dolayısıyla farklılık arıyoruz ve dünyanın bize sunduğu güzelliklerden faydalanmaya karar verdik bence. Bunun yanı sıra sosyal medya kullanımının genişlemesi insanların özel hayatlarıyla ilgili detayları paylaşma isteğini arttırdı. Bunu da en iyi şekilde anlatan şey fotoğraf olduğu için kaliteli ve alışılmışın dışında olan fotoğraflara verilen önem arttı. Kısacası tam olarak ne zaman düğün fotoğrafçılığı sokaklara, dış mekâna taşındı bilemiyorum. Ama zaman içinde, aşağı yukarı 10-12 sene içinde fotoğraf çekimleri doğal çekimlere evrildi.

‘Save the Date’ ve ‘Trash the Dress’ diye iki ayrı kavramla da tanıştık. Bu çekimler nasıl oluyor peki?

Türkiye’de bu iki çekimin farklılığı henüz tam oturmadı bence. Bu kavramlar ülkemize Avrupa ve Amerika’dan girdi. Save The Date çekimi düğün gününden birkaç ay önce gelinlik haricinde kıyafetlerle yapılan çekimlerdir. Bu çekimlerle evlenceğinizin haberini fotoğraflarla verebilirsiniz. Örneğin çekilen fotoğraflardan davetiye yaptırabilir, ya da çeşitli sosyal medya hesaplarında paylaşıp düğün gününüzün hatırlanmasını sağlayabilirsiniz.  Save The Date yani Türkçesi “Günü saklayın/unutmayın” çekimlerinin amacı budur. Trash the Dress çekimleri ise düğün gününden sonra yapılır. Adı üzerinde gelinliği kirletme özgürlüğüyle yapılan çekimlerdir.  Doğanın içinde kaybolup, çamura mı değdi, ıslandı mı, kuma mı bulandı, otlarla mı kaplandı diye endişelenmediğimiz ve birçok çift tarafından tercih edilen çekimlerdir. Düğünün bitmiş olmasının verdiği kafa rahatlığı da fotoğraflara yansır.

En çok hangi mekânlarda, ne tarz çekimler yapıyorsun?

Düğün günü yapılan çekimlerde günün gidişatına uymak zorundayız. Akışta ne varsa o rotada ve mekânlarda çekim yapıyoruz. Bu benim için her zaman bir avantaj oluyor çünkü yeni mekânlar görüyorum, dolayısıyla yeni fotoğraflar kazanıyorum. Düğün günü dışında yapılan çekimlerde ise genellikle doğayı görmeyi planlıyoruz. Çiftin istekleri ve tarzları da çekim mekânlarını belirleyebiliyor. Henüz gitmediğim her yer beni heyecanlandırıyor.

Bildiğim kadarıyla bu sene yeni konseptler geliştirip, bazı yeniliklere adım attın? Ne tarz değişiklikler oldu bunlar?

Save The Date çekimlerinde hareket ve yaratıcılık imkânımız daha fazla oluyor. Ben de bu fırsattan faydalanmaya karar verdim ve bu çekimlerde bir stilist ile birlikte çalışmaya başladım. Çeşitli ulusal dergilerde editör ve stilist olarak çalışan aynı zamanda Buse Terim ekibi ile uzunca bir süre çalışmış olan Melike İlanku ile güçlerimizi birleştirdik ve bu alanda farklılık yaratmak istedik. Save The çekimlerinde en çok “Ne giymeliyim? Peki nişanlım ne giysin? Çiçeğim nasıl olmalı? Aksesuar kullanıyor musunuz?” sorularını duyarım. İşte bu soruların hepsinin cevabını sizler için Melike buluyor. Öncelikle kıyafetlere Melike ile birlikte karar veriliyor. Daha sonra çekim mekanını ve sahnesini biz ayarlıyoruz. Siz sadece çantanızı alıp çekime geliyorsunuz. Örneğin ilk çekimimiz bir ev çekimiydi. Çifti yatakta pijamalarıyla Pazar kahvaltısı sahnesinde fotoğrafladım. Melike yataktaki nevresimi, arkada gözükmesi gereken afişi, kuş tüyü yastıkları, kahvatıda göreceğimiz tüm detayları ve mekanı hazırlamıştı. Bana düşense çifti en doğal halleri ile onları bu sahne içinde fotoğraflamak oldu.

Bu zamana kadar yaptığın çekimler arasında karşılaştığın en sürprizli/eğlenceli an hangisi olmuştu?

Bir çekimimde gelin alma anında baba ve anne kızıyla odada başbaşa kalıp hediyesini vermek istemişti. Babası bir takı kutusu uzattı ve açmasını bekledik. Gelinim kutuyu açtığında ağlamaya başladı çünkü kutudan çıkan takı değil bir araba anahtarıydı. Verdiği o tepkiyi fotoğraflamak benim için çok heyecan vericiydi çünkü ben de o anda olaydan haberdar olmuştum. Yine bir nişanda havuza atılanlar sadece gelin ve damat olmadı ve babalar da havuza atıldı. Hatta neredeyse beni de atıyorlardı son anda kurtuldum.

Gelin ve damatlarla çalışmak nasıl bir şey? Heyecan oluyor mu çok?

Gelin ve damatlarla çalışmak tabi ki çok keyifli. Yaşanan o heyecanı ve o günü önemseyen herkes bence çok haklı ve olması gereken de bu. Sadece o heyecanın strese dönmemesine dikkat etmek gerek. Günün tadını çıkaran, biz fotoğrafçıların üçüncü göz olmasına izin veren çiftleri çok seviyorum. Çünkü sadece o zaman en doğru fotoğrafları alabiliyoruz. Ben evliliğe, aileye ve düğün günü yapılan kutlamalara yürekten inanıyorum. Bu yüzden de her yeni hikâye için sanki ilk defa çekim yapıyormuşum gibi heyecanlanıyorum.

Bir de ‘poz veremeyen’ çiftler var? Bunun üstesinden nasıl geliyorsun, özel bir şey yapıyor musun?

Aslında en sevdiğim çiftler “poz veremeyen” çiftler. Çünkü en doğalı daha kolay yakalıyorum. Elbette ki yanyana, kameraya baktıkları “poz” olan fotoğrafları da çekiyorum. Çünkü bunlar da gerekli. Ancak geri kalanlarda bana hiç bakmamalarını zaten ben istiyorum. Yürürken, sarılırken, kocaman kahkahalar atarken çekilen fotoğraflarım her zaman en beğenilen ve istenenler oluyor. Mesela nikah anında, ilk danslarını ederken özellikle bana bakmamalarını ve anlarının tadını çıkarmalarını rica ederim. Böylece hem onlar rahat eder, hem ben istediğim tatta fotoğraflar çekebilirim.

Serenay Lökçetin

Hem fotoğraf çekimleri için hem genel anlamda, gelin ve damatlara evlilik sürecinde ne önerebilirsin?

Düğün hazırlık sürecinde önceliklerini iyi bir şekilde belirlemelerini tavsiye ederim. Böylece gerekli ve gereksiz olan harcamalara daha kolay karar verebilirler. Son dakikaya bırakmadan mümkün olduğunca yavaş ama planlı bir hazırlık süreci en sağlıklı olanı. Düğün günlerinde, fotoğraf için değil gerçekten hissettikleri için anlarını yaşamalarını öneririm. Hatta dilerim. Dış çekimlerini farklı bir gün yaptıran çiftler ise düğün günü kadar iyi bir hazırlık yapmalı. Özellikle gelinler saç ve makyajlarını önemsemeli diye düşünüyorum.

Peki aşk dediğin sence nedir?

Aşk bence güzel bir şey. Ben bulduğum için şanslıyım. Herkese de aynı şansı dilerim.

Daha fazla fotoğraf için >> Serenay Lökçetin Instagram 

Facebook yorumları

yorum

Beste Sezen Ateşpare

Okur, yazar, gezer